Gezdim, gördüm
Sevgi Erol
03-02-2016 10:35

 

 

Size gezdiğim ve güzel bulduğum yerlerden bahsetmek istiyorum.

Gezdiğimiz yerler nereleri mi? Mardin Şanlıurfa ve Gazi Antep.. Pazar gününden planlama yaparak; uçak bileti, araba kiralamaya ve butik otellere baktık. Pazartesi günü uçağa bindik. Rahat bir yolculuk yaptık. Gaziantep’e indiğimizde mart ayı olmasına rağmen, sıcaktı. Gazi Antep gezimizin en son durağı olacağı için eski Antep taraflarında fazla dolanmadık ve doğrudan Mardin’e yola çıktık. Yollar dolambaçlı olmasına rağmen çok geniş ve güzel düzenlenmişti.

 Mardin eski Mardin ve yeni Mardin olarak ikiye ayrılmış biçimde düzenlenmişti. Yeni Mardin tarafı normal şehir yaşamına sahip yani her yanı binalar, cafeler, restoranlar çevrili maalesef estetik bir tarafı yoktu.

Ama eski Mardin tarafında gezmeye değer birçok cami, bedesten, kemer altı, çarşı bulunmaktaydı. İlk olarak yolumuzun hemen üstünde karşımıza çıkan Zinciriye bedesteni idi. Zinciriye bedesteni avlusunda 3 aşamalı havuz vardı. Süryani inancında üç aşamalı havuz birinci kısmı doğum, ikinci kısmı yaşam, üçüncü kısmı ölüm ve hemen dibinde bir ağaç bulunmaktaydı.
Mardin merkezde kaldığımız konak 8 odalı bir butik oteldi. Otelimize yürüme mesafesinde olan; Mardin Ulu cami’ye kırk elli merdiven inilerek gidilebiliyordu. Ancak, bir ara cami minaresi ne taraftaydı bulamadık birbirimize sorarken esnaflardan birisi yolumuzu bulmamıza yardım etti. Değişik bir mimari yapısı vardı.  Abdest alma yerinin mimari dekorasyonu görülmeye değerdi. Caminin içi, minberin  dekoru ile ayrı bir güzelliği vardı.

Ulu Cami ziyaretinden çıkıp düz yürürken bir camiye daha rastladık öğlen okunduğu için annem namaz kılmak istedi. Bizde otel den bize verilen harita ile nerelere gidebiliriz diye ablamla bakarken iki küçük çocuk bize Kasımiye bedesteni ve Darülzaferan manastırına götürebileceklerini söylediler. Önce Darülzaferan manastırına gittik. Darülzaferan manastırı eski Mardin merkezine 4 kilometre uzaklıkta biraz bayırlık kaktüs ağaçlarının ve çam ağaçlarının tek tük olduğu bir bayırlık bir alan üzerine kuruluydu. Manastır da bugün hala eğitim verilmekteymiş, hiçbir zaman öğrenci sayısı yirmiyi bulmazmış her hafta sonu ayinler yapılmaya devam ediyor. Ayin odasında boyumdan büyük mezarlar vardı ve onlara gömü yapılacağı zaman mezarların başları kırılıp içine insan konulup tekrar beton ile kapatılırmış.

Darülzaferan manastırının cafe olarak işletilen büfesinden aldığımız, Darülzaferan çöreklerinden ve özel çayından aldık.

Kasımiye medresesine ise kapanmasına yarım saat yağmur ve soğuk eşliğinde bu medreseye vardık.  Çatısından Mardin’in dümdüz ovasını görülebiliyordu. Kasımiye medresesi Anadolu Selçukluları döneminde yapılmış için yine Süryani inancını temsilen üç aşamalı havuz vardı. Doğum yaşam ve ölümü temsil etmekteydi. Beton üzerine yapılan işlemeleri görülmeye değerdi. Bizimle beraber gelen iki delikanlı bize hem yol gösterip hem de yardımcı oldukları için onlara teşekkür edip Mardin merkez de geri bıraktık.

Eski Mardin’in en ucunda Sabancı müzesi var. Meşhur Mardin kapıları eski Mardin giysileri, paleolitik çağ da ev şekli dairesel yapılar tarih öğrencisi olduğumdan biliyordum. Mardin Sabancı müzesinde alt katta resim sergisinde İstanbul’un eski resimlerine rastladım haliçte küçük kayıkların karşıya insan taşımak için bekleyişlerini gösteren resimler bulunmaktaydı.

Merkez’ deki Kayseriye camiinde akşam namazı kılmak için bayanlar için ayrılan yerde oturduk. Namaz bitip dua kısmında ön taraftan bir beyefendinin çok güzel bir namaz duaları ve sureler okudu. Dualar bitip herkes kalkınca “ne güzel okudunuz ağzınıza sağlık Allah kabul etsin” diyerek yanına yaklaştım. “Siz sagolun bacım teşekkür ederim dedi.” Camiyi kapatacakları için fazla oyalanmadan çıktık.

Mardin deki ikinci günümüzün ardından; Şanlı Urfa’ya doğru yola çıktık. Harran ovasını gezmeye başladık. Göz alabildiğince büyük bir düzlük olan Harran ovası, bizi kendine hayran bıraktı. Harran’ın eski evlerin bazıları turistlik geziler için kullanılırken, bazıları ise kömürlük olarak kullanılıyor.  Buradaki çocuklar bizi yabancı turist zannedip WHAT IS YOUR NAME! diye seslenmeye başladılar J.

Şanlıurfa ya giderken Halfeti’yi görmeden gitmeyelim dedik. Halfeti meşhur Karagül dizisinin çekildiği yerler olduğu için ayrıca görmek istedim. Fırat yükselmeden önce nehrin kenarında kalabalık nüfusu olan bir köy varmış, ama su yükselince köy sular altında kalmış. Biz nehrin etrafında 45 süren bir bot turuna katıldık. İlk beş dakikası güzeldi ama sonra hava soğudukça soğuğu ciğerlerimizde hissettik. Güzel bir manzarası vardı. Tekne beş dakika mola vermek için eski köy evlerinin olduğu bir yerde durdu, ancak bu köy evlerinin yıkılma tehlikesi olduğundan buraya çıkmamıza izin verilmedi.

Karanlık çökmeye başladığı için bizde Şanlıurfa merkeze doğru yol aldık. Otelimiz tam Şanlıurfa Balıklı Göl’e on dakika uzaklıkta temiz bir butik oteldi. Ertesi gün balıklı göle yürüyerek gittik. Balıklı gölün hikâyesinde iki rivayet var. Birincisi Hazreti İbrahim’in ateşe atıldığı ancak yanmadığı yer suya ve balığa dönüşür ikinci rivayet ise padişah kızı Zeliha’yı istediği kişiye vermeyince önce sevdiği, sonra Zeliha kendini öldürür. Öldükleri yerden su ve balıklar çıkar. Ayn Zeliha gölü diğer adıdır.

Hazreti İbrahim’in türbesi içi dar uzun bir alan diğer camilerle neredeyse aynı avluyu kullanıyorlar. Avludan çıkıp biraz yürüdüğümüzde Şanlı Urfa çarşısına girdik. Sokakta hanımların giydiği yöresel kıyafetlerden denedik, pek yakıştı.

Ertesi gün Şanlıurfa çarşısına girince her bir yandan tıngır tıngır gümüş, bakır kakma ile cezve, tepsi yapımı vardı. Biz de birtakım cezve ve fincan takımı almayı ihmal etmedik.

Göbekli tepe bugüne kadar bulunmuş en eski tapınak.  Gözünün alabildiği her yeri gören yüksek bir alana kurulmuş. Göbekli tepe deki taşların üzerindeki semboller kabartmalar uzaktan hala gözle görülebilecek kadar belirgin duruyorlar. Belirtmeliyim ki; Göbekli tepe ye gitmek için rüzgârdan korunmak yanınıza hırkanızı alınız.

Son durağımız Gaziantep’e geldiğimiz de ise bir konakta kaldık. Otelimiz hemen Gaziantep’in merkezinde; Antep kalesi, çarşısı ve müzelerine, en meşhur kebapçısına bir kaç yüz metre mesafedeydi. Sadece Zeugma müzesi Gaziantep’in birkaç kilometre dışındaydı.

Otelden aldığımız harita ile önce; kırk yaşında bir koleksiyonerin birkaç yılda topladığı cam eserleri müzesine gittik. Üç katlı binanın her bir katında ayrı tarihi dönemlere ait cam objeler bulunmaktaydı. En çok dikkatimi çeken ise gözyaşı şişeleriydi.

Mutfak eserleri müzesi cam eserleri müzesinin birkaç metre ilerisindeydi. Antep yöresine ait yemeklerin yapılışı sinevizyon yardımı ile gösterilmekteydi. Kullanılan malzemeler ve mutfak gereçleri konaktan çevrilmiş olan bu iki katlı müzede bulunmaktaydı. Bizler sinevizyon ve fotoğraflar yerine bu yemeklerin aslını görüp tatmayı yeğlerdik tabiî ki.

Yürüme mesafesinde bulunan Gaziantep kalesine giderken; yolda Türkistan da bulunan Orhun abidelerinin imitasyonunun görünce hem şaşırdım hem sevindim. Annemle ablama Orhun abidelerinin hikâyesini anlattım.

Gazi Antep kalesi yüze yakın merdiven çıkıldığında Antep’in her tarafını görebileceginiz bir tepelikte bulunmaktadır.  Merdivenlerde Gaziantep’in kurtuluşunda önemli hizmetleri olan kişilerin bronz heykelleri bulunmaktaydı. İçeri girişin ücretsiz olduğunu belirtmeliyim. Kurtuluş savaşında yapılan mücadelenin kare kare anlatıldığı video, savaş malzemeleri ve gaziantebin gazi unvanını aldığı anı T.B.M.M. kararının resimlendiği betimleme bulunmaktaydı.

Antep çarşısına girince çeşitli eşarplar, ev eşyası satan dükkânlar vardı. Çeşitli renk ve motiflerde olan cam şamdanlardan iki üç tane aldık. Kırılmaması için sıkı sardılar. Antep çarşısında hanımların yapmış olduğu el emeği, örgü, nakış ve iğne oyalarının sergilendiği kültür merkezini de herkes tavsiye ederim. 

Gaziantep’e gidilir de meşhur kebabından ve yöresel lezzetlerinin de tadına bakmadan dönmek olmazdı. Nohutu ezip içine sirke limon ve yoğurtla değişik bir lezzet yakalanmaya calışılmış, kebapların lezzeti anlatılmayacak kadar güzel.

Gaziantep’e özgü bir lezzet olan katmer yemek için, sabah saatlerinde şehir merkezindeki çarşıda en meşhur katmercisinden katmer yemeye gittik. Katmere toz haline getirilen Antep fıstığı serpilerek yapılan bu katmer daha çok sütle yeniyor ancak isteyen çay ya da meyve suyu ile de yiyebilir.

Gazi Antep teki son günümüzde Zeugma müzesi gezimize ayırdık. Müze deki eserlerin hikâyeleri bir hayli ilginç ve komik anlar yaşamamıza sebep oldu. Zeugma müzesindeki eserler araziden çıkartılmaya başlandığında ilk olarak Çingene kızı çıkarılmış Çingene kızı portresi özel karanlık bir alanda belli bir metre kala beline kadar set var. Eğer çiti atlayıp resme dokunmak bile polise ve turizm bakanlığına direkt çalıntı bilgisi gittiğini söylediler. Baraj suları yükselmeye başladığında son çıkarılan eser ise bir manzara resmi olmuş. Hiç bir karesi boya olmayan bu eser çevrede var olan doğal renk taşlardan yapılmış. Tarih öncesi dönemde ceylan keçi ve oğlak betimlemeleri toprağın altından çıkarılan eserlerdir. Bazı eserler ise çalınmış. Arazi de kazı yapılırken işçiler mola verip geldiklerinde kazıdan çıkanların çalındığını görmüşler. O yüzden müzenin rehberi “eğer bir müzede Zeugma’dan çıkarılmıştır” ibaresi görürseniz, hemen turizm bakanlığı ile iletişime geçmemizi söyledi.

Şehir merkezinde uçak saati gelene kadar ki zaman diliminde en ünlü yöresel yemek yapan bir restorana gittik burada nohutlu misket büyüklüğünde köfteleri olan bir çorba, kebap yiyerek uçak saatimizi bekledik.  Böylece bir yolculuğumuzun daha sonuna geldik, darısı diğer gezilerimize diyelim.

 

 

 

YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi