YAŞAMIN BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNMAK
Ziya Gökerküçük
16-06-2014 16:41
 

 

 

 

Yazacak, tartışacak, düşünce açıklayacak o kadar konu var ki…

Ne yazık ki konular hep düşünenlerin, üretenlerin, özgürlükten yana olanların üstüne geliyor ve yaşamı olumsuzlaştırıyor.

Trakya’nın belası olan Ergene kirliliğine çare bulunmadan, taş ocakları ve tarım arazilerinin el değiştirmesi gibi onlarca sorun olarak çıkıyor karşımıza. Hepsi birbirinden önemli ve hepsi de birbirine bağlı. Bazen hüzünleniyor, küsüyoruz ama bazen de ufacık bir kazanımla umutlanıyoruz.

Hukuk Trakya’daki termik santralleri ve nükleeri yasakladı Avukat Bülent Kaçar’ın önderliğindeki yaşam savunucularının mücadelesi sayesinde. Ama kendi çıkardığı yasalara uymayan, koyduğu kuralları tanımayan iktidarlar yönetiyor ülkemizi.

Yaşam bir bütün ve bizce Trakya Dünya’nın en güzel yerlerinden. Canlılar en çok yaşadığı yeri benimser. Yaşanılan yer; anıların izinin olduğu yerdir, çocuklukta erikten düştüğün yerdir. Paçayı veya donu sıyırıp hangi derede balık tuttuysan o dere en güzel deredir…

Avrupa’ya, yetmeyince Afrika’ya, Güney Amerika ve Uzak Asya’ya gidecek bütçemiz yok. Ama oralara gidenlerden, orada çocukluk anıları bırakanlardan daha çok düşünürüz oraların da doğallığının bozulmamasını. Çünkü Dünya hepimizin ve yaşam bir bütün.

Önce olanı korumak ve sonra da geliştirmek asli görevimizdir birer insan olarak. Kapitalist ilişkilere girmeden önce insanlık doğal seyri içinde korumuş doğayı. Ne zaman ki kapitalizm gelişmiş ve kazanması için tüketimi körüklemiş, işte o zaman insanlığımız değil müşteriliğimiz öne çıkmış ve doğayı da, insanlığı da yok etmeye başlamışız.

Trakya’dayız. Çevre üzerine çalışmalar yapan yüzlerce kurum ve binlerce duyarlı insan var. Sık sık toplantılarda bir araya geliyoruz. İnsan, duyarlı birer insan olduğumuzu bir kez daha anlıyoruz. Anlıyoruz da iyi mi oluyor? Bir sürü yük biniyor omuzlarımıza! Elbette bu yüklerden kokar halimiz yok çünkü her toplantıda biraz daha güçleniyor ve çoğalıyoruz.

Trakya’nın görüntülerini havadan çekerek kamuoyuna sunan güzel insan Tekirdağlı Hamza Algül’ün kamerasından kaç kez izledik Trakya’yı. Utanıyoruz. Kızıyoruz. Bu kirlenme olurken neden müdahale edemediğimize hayıflanıyoruz. Ve hâlâ daha güçlü ses çıkaramadığımıza üzülüyoruz.

Ömrünü Trakya ormanlarına vermiş Doğan Kantarcı, ilerlemiş yaşına rağmen enerjik ve mücadeleci iken Trakya insanının vurdumduymazlığına üzülüyoruz bazen. Istranca’larla Bir toplantıda; Ergene Ovasını bir kireç taşı hattının ayırdığını söyleyen Kantarcı bu hat üzerine açılan taş ocaklarının veya diğer işletmelerin Trakya’yı bitireceğini söylemişti. Kendileri yıllar önce bu kırılgan kireç taşı hattına zarar vermemek için ağaç bile ekmediklerini söylerken ne kadar samimi ve üzgündü.

Istranca Dağlarında kurulan maden işletmelerinin de geri dönüşümü olmayan zararlara neden olacağını söylemişti Kantarcı. Kimyasal olarak açıklamasını da yapmıştı. Maden bulmak ve işlemek için yapılan kazılarda kükürdün oksitlemesi ve ağır materyalleri iyonlaştırması sonucu doğada kitlesel ölümlerin olabileceğini vurguladı.

Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu üyesi, yaşam savunucusu Avukat Bülent Kaçar sık sık çarpıcı çağrılarda bulunmakta. Çevre mücadelelerini hukukun değil halkın kazandığını anımsatmakta. Devlet yapılanmasında çevre ile ilgili tüm örgütlenmelerin olduğunu söyleyen Kaçar; jandarmanın bile çevre timi olduğunu belirtmişti bir toplantıda. Bu devlet görevlilerinin haklı olarak anız yakan köylülere ceza kesip savcılığa verirken; ormanı yok eden, su kaynaklarına zarar veren taş ocaklarına, işletmelere bir şey yapmıyor. Bu kurumlara görev yaptıracak olan yurttaşlardır.

Her toplantıdan çıkarılan sonuç aynı; çevre sorunları ağırlaşıyor ve çeşitleniyor. Danıştay tarafından 26 maddesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı olan ancak bakanlıkça uygulanmayan 1/100.000 ölçekli Trakya planında bile olmayan onlarca işletme açılıyor. Birçoğunun ortak yanı; çevreye, doğaya, insana zarar veriyor olması. Demek ki yasalar, hukuk yetmiyor yaşamı savunmaya. Bülent’in dediği gibi yaşamı ancak yaşayanlar savunduğunda doğa ve insan zarar görmeyip güzelliklerle donanacak.

Sistemli, planlı bir politika uygulanıyor Trakya’da. Ağır ağır ve toplumu alıştıra alıştıra, sıkıştıra sıkıştıra yapılıyor her şey. Ata yadigârı topraklarımızın el değiştirmesi de bu senaryonun bir parçası. Küçük işletme denen aile tarımını zora sokmak için her türlü çalışma yapılıyor. Tarımdan gelir elde edemeyen küçük çiftçinin çocukları kente göçüyor ve tarlalar da satılıyor veya çekilen krediler ödenemeyince bankalara geçiyor.

Geçmişte bakkalların büyük marketlere direnmesi gibi bir şey. Ayakta kalan bakkal elbette var ama geçimlerini bile sağlamaktan acizler. Küçük çiftçinin gidişi de aynı.

Bir toplantıda İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı planların göstermelik olduğunu iddia etti ki bunu yaşananlar kanıtlıyor. Yönetenlerin kafasındaki planların başka olduğunu ve üçüncü köprü, Kanal İstanbul türü projelerle İstanbul nüfusunun 25 milyon, Marmara nüfusunun da 45 milyon olacağını iddia etmişti. Yani ülkenin yarısını bir avuç yere sığdırmak hangi zihniyetin ürünüdür? Planlar böyle demiyor ama gidiş öyle. O nedenle beğenmesek de, eleştirsek de hiç olmazsa planların uygulanmasını sağlamak ilk görevimiz. Bunu sağladığımızda elbette planların beğenilmeyen yanlarının da değiştirilmesi mücadelesini vereceğiz. Birileri planlı ve örgütlü çalışıyor ise bizlerde planlı ve aşama aşama, örgütlene örgütlene büyümeli ve güçlenmeliyiz. Her yerel kendi arasında örgütlenip Trakya olarak bir Platform oluşturduğumuzda gidişatın kontrolü de bize geçer ki bu bölgenin de ülkenin de çıkarınadır bunu unutmayalım.

Kısacası yaşam bir bütündür. “Bana ne” demek, “bana zararı yok” demek yaşamın bütünlüğünü anlamamaktır. Yaşamın bütünlüğünü yaşadığımız her yerden savunmadığımızda, düşüncelerimizi örgütlü bir şekilde hayata, sokaklara katmadıktan sonra gidiş iyi değildir. Yaşam; toplantısıyla, doğasıyla, sanatıyla, bilimiyle, kötülükleriyle bir şeyler sunar insana. Bizler ne alabilirsek onu alırız. Aldığımıza göre insan, müşteri, doğal varlık ve bir şey oluruz.

16.06.2014

 

Ziya Gökerküçük     gokerkucuk@gmail.com

YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
Hasat Şenliği yapıldı
Alternatif ürünlere yöneldiler
Atasına koştu
“Söndüğüne emin olmadan ayrılmayın”
Bugün ‘Demokrasi ve Milli Birlik Günü’
Gaytancıoğlu: “Açığı Kanola ile kapatabiliriz”
Ördekli Göle Sazan yavruları bırakıldı
Yeni vergiler ve borçlanmalar yolda!
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi