“SANAYİNİN İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA ETKİLERİ”
Ziya Gökerküçük
31-05-2012 00:27

25 Mayıs 2012 Cuma günü başlıkta yazılan bilgi şölenine (sempozyuma) katıldım. Trakya Üniversitesi Balkan Yerleşkesinde sabah 09.00’da başlayıp 17,45’te bitmesi amaçlanan şölen yoğun konu nedeni ile ancak 19,15 gibi sona erdi.

Program:

T.Ü. Halk Sağlığı ABD, Edirne Tabip Odası, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ile Makine Mühendisleri Odası Edirne Şubesi tarafından düzenlenen bilgi şölenini 100 den fazla kişi izledi.

Açılışı bilgi şöleni başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz yaptı ve ardından oturumlar başladı. Sırasıyla; Sanayi ve Hava Kirliliği, Sanayi ve Su Kirliliği, Sanayi ve Toprak Kirliliği, Sanayi ve Sosyal Yaşam başlıklı oturumlardan sonra Forum yapıldı ve Sonuç Bildirgesi hazırlandı.

Prof. Dr. Kayhan Pala, Prof. Dr. Galip Ekuklu, Mak. Müh. Cumhur Pekdemir ve Doç Dr. Burcu Tokuç’un yönettiği dört oturumda konuşmacılar şunlardı: Abdullah Bülbül, Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Doç Dr. Lokman Hakan Tecer, Yrd. Doç. Dr. Elçin Güneş, Öğr. Gör. Dr. Ahmet Soysal, Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Doç. Dr. Coşkun Bakar, Jeoloji Müh. Osman Candeğer (eşi rahatsızlandığından konuşamadı yerine Prof. Dr. Osman İnci konuştu), Doç. Dr. Mahmut Güler, Yrd. Doç. Dr. Seval Alkoy, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu. Forum bölümünü Prof. Dr. Muzaffer Eskiocak ile Doç. Dr. Günay Can yönetti. Sonuç Bildirisini de Yrd. Doç. Dr. Gamze Varol Saraçoğlu hazırladı.

1. Oturum: Sanayi ve Hava Kirliliği

Bölgemizde 2037 sanayi tesisinin olduğu ve günde 332.000 metreküp suyun tüketildiği bölgemizde her türlü kirliliğin oluştuğu ve sağlığımızın “takdiri ilahiden değil tekdiri ilahiden” tehlike içinde olduğu, tüm bunlara karşı neler yapılması gerektiği anlatıldı.

Trakya’ya sanayinin gelmesi sonucunda kurulan Çorlu Sağlık Mahallesinin, bu sanayi kirlilikte en tehlikeli yer olmasına rağmen olumlu “algı” yaratmak adına adının Sağlık Mahallesi olduğu kanısı yarattı bende. T.Ü. Halk Sağlığı tarafından yapılan kanser araştırması da burada yapılmıştı geçen aylarda.

Bölgemizdeki sanayi; % 82 ile Tekirdağ, % 10 ile Kırklareli ve % 8 ile Edirne’ye yayılmış. Bu nedenle de en büyük tehlike Tekirdağ ilimizde. Ancak tüm bölgenin suyu sanayi tarafından bilinçsiz kullanıldığı gibi İSKİ tarafından da İstanbul’a taşınma aşamasına geldiğinden Trakya’yı bölge olarak karanlık bir gelecek beklemektedir.

Bu güne kadar; baştan ne olduğunu anlayamayan bölge insanı 1990’lardan sonra tehlikeyi görmeye başladıysa da değişik nedenlerden dolayı topyekün bir karşı mücadele örgütleyememiştir. Bu nedenle de geleceğe dair daha büyük tehlikelere kapı açmıştır.

Bir insanın günde 10-20 metreküp hava tüketmekte ancak çocuklar bundan % 50 daha fazla hava tüketmektedirler. Bu nedenle havamızın temizliği önemlidir. Ancak hava kirliliği toprak veya su kirliliği gibi görülür değildir.

II. Oturum: Sanayi ve Su Kirliliği

Dünyadaki suyun % 96,5 kısmı deniz suyu olduğundan kullanılamaz durumdadır. Kullanılan % 3,5 oranındaki suyun % 1,8 kısmı kutuplardadır ve geriye kalan % 1,7 oranında su dünyada yaşamı sağlamaktadır. Bu nedenle dünyamızda su kıtlığı vardır ve egemen güçler suyu özelleştirerek denetime almanın yanında bundan para kazanma yarışına girmişlerdir. Ülkemizdeki suyun ise % 60 kadarı doğu bölgelerimizdedir. Batıda kalan % 30 oranında suya rağmen nüfusumuzun % 60 dolayı bu bölgelerdedir. Özellikle Trakya coğrafyasındaki sanayileşme ve nüfus yoğunluğu sonucunda su sıkıntısı had safhadadır. Hele bugünkü iktidarın İstanbul2un iki yanına beşer milyonluk yeni kentler planlaması bölgemiz için intihara davetiyedir.

Tüm bunların sonucunda suyun havzalar arası taşınması, İstanbul’a Trakya ve Melen Çayı’ndan su aktarılmasının hukuki dayanağı olmadığı gibi her iki havzanın da ekolojik yapısını bozduğundan sakıncalıdır. İnsan; dünyanın sahibi değil sadece yaşayanıdır.

Su kirliliğinde standart kabul edilen rakamlardan öte sıfır kirlilik önemlidir. Çünkü standart sayılan rakamlar bir kirlenmeyi kabul üzerinden varsayılmaktadır. Ergene suyu 4. sınıf kullanılamaz su durumdadır. Daha düne kadar yeterli suya sahip olan ülkemiz bu gidiş ile 2025 yılında su fakiri olacak ve özellikle bölgemiz çok daha büyük tehlikeleri yaşayacaktır.

III. Sanayi ve Toprak Kirliliği

Sanayi kirliliği sonucunda Uzunköprü’de 80.000 dekar çeltik alanı 20.000 dekara düşmüştür. Çiftçiler Kırklareli Kayalı ve Altınyazı barajından para ile su almaktadırlar. Toprak kirliliğinin kaynağında önlenmesi esastır. Herkesin görebileceği kirlilik haritaları hazırlanmalıdır. Bugünkü mantığın kirlet-temizle şeklindedir, artık kirliliği önleyici tedbirlere geçilmesi gerekir.

Japonya veya Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde tarımda kullanılan ilaç ve gübre bize göre daha azdır. Çünkü tarımda kullanılan girdiler uzmanların kontrolünde ve yeteri kadar kullanılmaktadır. Bizde ise tüketimi körüklemek adına denetimsiz ve çiftçinin iradesine kalmıştır ve bilinçsizce kullanılmaktadır. Bu da büyük orandaki sanayi kirliliği yanında yanlış tarımın da topraklarımızı kirlettiğini göstermektedir.

IV. Oturum: Sanayileşme ve Sosyal Yaşam:

İlk zamanlarda düşman korkusu ile yükseklerde kurulan kentlerde ruhban sınıfının hâkimiyeti görülmekte idi. Ancak sosyal gelişme genellikle su boylarında olmuştur. Özellikle sanayi devrimi sonrasında ulaşımın gelişmesi ile kapitalizm de gelişmiştir. Kapitalizmin kendini sürdürmesi kentsel yaşam iledir. Bu nedenle kırdan gelenlerin kent kültürüne alışamaması, alıştırılmaması sosyal kirlenmeyi de getirmiştir.  Kır ile kentin özellikleri ve dinamikleri ayrıdır. Ancak toplum yöneticileri bu gerçeğe rağmen kır ile kenti karıştırarak çatışmayı ve kirlenmeyi teşvik etmektedirler. Böylece; bölgemizde İstanbul örneğinde olduğu gibi; çarpık kentleşme, işsizlik, kirlilik, hızlı nüfus artışı, altyapı sorunları, sağlıkta ve eğitimde bozulmalar ve hizmete erişim sıkıntıları gibi sorunlar ortaya çıkarılmaktadır.

Sonuçta ne kentli ne köylü, hem kentli hem köylü tipi kentler yaratılmıştır. Bu çarpıklıklar sosyal dengeyi de bozmaktadır. Hemşeri dernekleri, yeni zengin ve yoksullar, aile içi ve kültürel çatışmalar, kırda kalanlarda sahipsizlik duygusu, cinsiyetler arası çatışma, ötekileştirme, gettolaşma, ruhsal bozukluklar, muhafazakârlaşma gibi onlarca sorun toplumsal çatışmaları ve huzursuzlukları doğurmakta ve kişilere mutsuzluk getirmektedir.

Milyonlarca yıl kolektif yaşam yaşayan insanlık sanayi devrimi sonrasında burjuvazinin kazanç hırsı ile birlikte insanın sömürülmesine umut bağlamıştır. Bunun sonucunda ortak yaşama, dayanışma kültürü yok edilmiştir. Sanayi gerekli olmakla birlikte doğaya zarar vermeden yapılanması mümkün iken bu yapılmamıştır. Kapitalizm sorunların kaynağıdır ancak kapitalizm biterse sorunlar biter yargısı da yanlıştır. Sanayi bugünkü uygulaması ile taammüden, kazancı uğruna kirlenme yapmaktadır.

Organize Sanayi Bölgeleri denetimsizdir ve patronların kurtarılmış bölgesidir. Toplumsal öncelikli yasalarla buraların denetimi ve yönlendirilmesi yapılmalıdır. Sorunların fabrika atıklarından kaynaklanmadığını, başka nedenlerden olduğunu söyleyenler fabrika atıklarının hastalıkları yaratmadığını kanıtlamalıdırlar.

Forum:

Ülkemizde doğudaki köy boşaltmalar başta olmak üzere yıllardır süren insan katliamları batıda ise kirlenme ile yapılmaktadır. Sömürünün olmadığı bir dünya olabilir mantığına ve öngörüsüne inanıyor isek mücadele etmeli ve hayalimizdeki geleceği yaratmalıyız.

2002 yılında sadece 20 kişiye kirlilik nedeni ile ceza kesildi ki bunlar da gülünç rakamlardı. Zamanın ilgili bakanı Trakya’daki sanayinin % 85’inin kaçak olduğunu beyan etmişti. İktidarlar bilmektedirler ama bizlerin eksik bulduğu yasaları bile uygulamamaktadırlar. Oysa anayasa iktidarlara açık emirler vermektedir. Bizler yasalardan gelen haklarımızı bilmediğimiz sürece bu böyle gidecektir.

Bölgemiz için eylem planı açıklayan iktidar önce kirlenmeyi önlemelidir. Kirleten ödesin anlayışı ile kirlenme önlenemez.

Sonuç bildirgesi tez zamanda kamuoyuna açıklandığında bilgi şöleninin bizler ve bölgemiz, dünyamız için ne kadar da yararlı olduğu daha net anlaşılacaktır.

 

Ziya Gökerküçük                        gokerkucuk@gmail.com

YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi