"GAZ"LANMAYAN KALMASIN
Ziya Gökerküçük
28-05-2012 08:22

Pek katılmadığım toplantı türlerinden birine davet üzerine katıldım 23 Mayıs Çarşamba günü. Çağıran kurum bir özel şirket olan GAZDAŞ idi. Kentimizi de ilgilendiren bir işi yapan kurum hakkında geçmişte epeyce tartışmalar olmuştu. Basından veya ilgilenen arkadaşlardan duyduğum, çevremizdeki kentlilerden öğrendiğim kadarı ile birkaç yazımda bu konulara da değinmiştim.

Makine Mühendisleri Odası Şube Başkanlığı döneminde ve Edirne Kent Konseyi Yürütme Kurulunda birlikte olduğumuz süre içinde Trakya ve Edirne sorunları üzerinde olumlu işlerden tanıdığım Cumhur Pekdemir’in de yeni görev yeri olduğundan bu toplantıya gitme gereğinde olduğumu hissettim. Ayrıca kurum sorumlusu Belgin Hanım’ın davetteki inceliği de bir etkendi.

Bu toplantıya katıldığım için bir yazı yazma zorunda değilim elbette. Yani reklam yapma görevim yok. Ancak duyduklarımı paylaşma ve buradan iyi-kötü örneklerle başka konulara atıfta bulunmak istiyorum.

İlk izlenimim; GAZDAŞ yetkililerinin konularına hâkim olması ve halkla ilişkilerinde başarılı kişilerden oluştuğu idi. Geçmişte olumsuzluğu araştıran, kamuoyu yaratan etkinliklerde önde olan basın mensuplarının da bu kadroya teşekkür etmeleri iyi bir gelişme idi. Elbette benzeri durumlar olduğunda aynı yayınlar ile kamuoyunu aydınlatacaklarını açıklamaları da olması gerekendi. Çünkü basın kamu adına iş yapar ve kenti, kentlinin çıkarlarını önde tutar.

Kahvaltı ile başlayan toplantı sohbet ile devam etti. Gerekli dökümanlar basına verildi ve sunu olarak da açıklandı.

Şirketler elbette kazanımları için her türlü girişimi yaparlar ve yapmalıdırlar. Basın ile bu çalışmalarını kamuoyuna da duyurmaları çok doğaldır. Bunu başarı ile yapanlar olduğu gibi yapamayanlar veya yapmayanlar da vardır.

GAZDAŞ yetkililerinin verdiği bilgileri, rakamları muhabir arkadaşlar kamuoyuna haber olarak yazarlar. Ben ilk olması sebebiyle kuşku ile gittiğim bu toplantıdan olumlu duygu ve düşüncelerle ayrıldım. Ve bundan sonra doğalgazda yaşanacak sorunlara daha duyarlı olmam gerektiğini anladım.

GAZDAŞ hedefi yakalamaya çalışmakta. Altyapı olarak büyük bir çalışma yapılmış ama bunun kentliye yansıması henüz eksikliklerle dolu. Yani altyapı gereği kentin büyük bölümüne gaz dağılımı var. Ama hanelerin içine giren ve tüketilen gaz yeterli seviyede değil. Bunun olmaması ise şirketin yatırdığı paranın geriye akmasını engelliyor. Şirket haklı olarak yaptığı harcamaların geri dönmesini bekliyor. Bu da kentlilerin evlerinde doğalgaz kullanmaya başlaması ile olacak.

Doğalgazın kapı önüne gelip kapıdan içeriye girememesindeki neden elbette değişik olabilir. Ama sanırım en büyük neden ev sahiplerinin ekonomik durumudur. 3-5 bin liralık bir yatırımı yapmak kolay değil. Her ne kadar doğalgaz kullanan ile kullanmayanın bugünkü harcamaları arasında epey fark olsa da toplu para gerektiren iç donanım yapılamıyor.

Şirket asıl bunu çözmenin derdinde. Diğer sorunları çözmek; iyi bir kadro, iyi ilişkiler ve çalışmak ile olabilir. Ama ekonomik geliri düşük, topluca para ödeme gücü olmayan kentlilerin evlerine doğalgaz bağlatması sorununu da şirket çözmek ve bu şekilde doğalgaza yaptığı yatırımı gelire dönüştürmek zorunluluğu görmüş.

Güzel de bir slogan bulmuş. “Sakın Geç Kalma, Erken Gel!” diyerek uyarıyor bu durumda olan kentlileri. Ben de başlıktaki sloganı biraz da espri ile buldum; “”Gaz”lanmayan kalmasın”.

Atasözlerimizde bir söz vardır; “kışlığını yazdan, yazlığını kıştan hazır et” diye. Ama buna uymayız genellikle. Kış soğukları başladığında yakıt veya kışlık giysi satılan yerlerde fiyatlar artar. Yazın da yazlık giysilerin fiyatı artar. Atalarımız bu deneyimi işte bu sözle bize miras bırakmışlar.

Şirket de bunu kendisine koz, kentlilere de uyarı olarak kullanıyor çalışmalarında. Ekonomik durumu uymayanlara faizsiz ve iş üzerinden kredi veriyor. Krediyi bankaların yaptığı gibi tüketici kredisi olarak sağlıyor ama kişiye vermiyor. Kişinin sözleşme ile işini yapan anlaşmalı şirkete aktarıyor parayı ve kişi adına da işi takip ediyor. Böylece nakit sıkıntısını gidererek ev sahibini borçlandırıyor. Ev sahibi de; nakit sorunu çözüldüğünden mutlu. Bir diğer mutluluk da ev içinde özellikle mutfak ve banyoda kullanılan tüp, termos gibi harcamaların büyük bir oranda azalması sonucunda biriktirdiği para ile kredi taksitlerini ödüyor. Taksitlendirme kısa ve uzun vadeli olduğundan herkes ödeyebileceği bütçesine göre yapabilmekte.

Aslında bu çalışma örnekleri dünyamızın birçok yerinde var. Devletler yurttaşlarını doğru tüketime yönlendirmek adına benzeri çalışmaları yapıyorlar. Örneğin bize göre 3-4 kat az güneşe sahip Almanya; evlerde güneş enerjisi kullanımını arttırmak adına ev sahibinin iş yaptırdığı firmaya 1-2 yıl sonra ödemeye başlamak da dâhil 5-10 yıl süreli krediler veriyor. Bu şekildeki teşvik ile 2050 yılında termik, nükleer gibi enerjiye son verip tamamen yenilenebilir enerji dediğimiz güneş, rüzgâr, dalga gibi enerji kaynaklarını kullanımını hedefledi.

Bu güzel örnekleri uygulama alanı olarak Edirne olabilirdi. Tarihi Edirne evleri belediye, vakıflar veya yetkili bir başka kurumun kredileri ile korunsaydı bugün getirtmeye çalıştığımız turistler çoktan alışmış olacaktı Edirne’ye.

Ülkemizde kamu kurumları bu tür işleri ne yazık ki şirketlere bırakmışlar.

Şirketin kazanacağı para vesaire beni ilgilendirmiyor elbette. Bu işe girdiğine göre elbette hakkı olan kazancı da elde edecek. Beni veya bizi ilgilendirmesi gereken asıl konu yıllardır kirlilikte ilk sıralarda olan kentimizin doğal gaz kullanımı ile kirlilikten kurtulması. Keşke Almanya gibi olsak da tüm kentlerimiz diğer enerji kaynakları ile ısıtılsa, aydınlatılsa. Ama ülkemiz için henüz ufukta görülmüyor. Çünkü birincisi; onyıllarımızı bağlayan doğalgaz anlaşmalarını değişik ülkelerle yapmış siyasilerimiz. İkincisi de değil enerji çeşitliliğinde yararlı enerji tercihini enerjinin doğru kullanımını bile henüz beceremiyoruz. Bu konuda yasal durumlara yeni başladık ve yasayı uygulamakta da idarecilerimiz gevşek davranmaktadır.

Dileğim geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakmak için yenilenebilir enerji hedefimiz olmalı ama kömüre göre de doğalgaz olmalıdır. Bu nedenle Edirne’mizde “gaz”lanmayan kalmasın, doğal gaz tüketimi artsın…

 

Ziya Gökerküçük gokerkucuk@gmail.com

YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi