SÖZCÜKLERİN GÜCÜ
Ziya Gökerküçük
03-02-2012 10:37
İnsanı var eden sözcüklerdir dersek sanırım yanlış olmaz. Ya biz insanlar sözcükleri yerli yerinde ve güçleri oranında kullanabiliyor muyuz? Ağzımızdan çıkan her sözcük bir anlam taşıyorsa ve biz o anlama uygun davranışlarda değilsek sözcüğü kullanmanın anlamı kalır mı? Günümüzde sözcüklerin içini boşaltıyorlar. İletişim araçlarında özgürlük adına güzelim sözcükleri kullananları inceleyin bazen. Tam da Pir Sultan’ın dediğini yapıyorlar sözcüklerle: “Demiri demirle dövdüler / Biri sıcak biri soğuktu / İnsanı insanla kırdılar / Biri aç biri toktu.” Tok insanlar aç insanları kırarken hep o güzelim sözcükleri kullanıyorlar. “Elbette herkes inandığı düşünceyi söyleyecek ve kendisinden başkalarını etkilemeye çalışacak. Benim de bu yazılarda amacım etkileşmedir. Ama insanın söylediği ile yaşamı aynı olması gerekir. Bir başkasına değişik şekillerde zulüm edenin özgürlük sözcüğünü kullanması anlamsızdır. Ama ne yazık ki bu tür kişilerin ağzından özgürlük sözcüğü düşmüyor bu günlerde. Kısacası düzen işliyor ve bizler gereksiz tartışmaların içine çekilerek olması gereken asıl mücadeleden uzaklaştırılıyoruz. Yani Pir Sultan’ın dediğine itiliyoruz. Olması gereken; açlarla tokların mücadelesi ve bu mücadelede birbirleriyle dayanışmasıdır. Toklar kendi dayanışmalarını yaparken biz açların dayanışmasını engellemek için yapılıyor tüm bunlar. Açlık deyince elbette bir lokmaya muhtaç olmaktan bahsedilmemeli. Onlar da her gün artıyor ama doğal ve insanca yaşamak için gerekli ekonomik düzendir önemli olan. Birilerine göre bu; tüketici olabilmektir. Çünkü tüketici olmadığınız süre size gereksinme de olmaz. Tüketimden mahrum bırakılanları yani bir lokmaya muhtaç olanları, sokakta yaşayanları İstanbul’da olduğu gibi kapalı salona toplarsınız geçici çözüm bulursunuz. Ve bundan bile siyasi olarak puan toplarsınız. Sistemin devamı için taraftar bulursunuz. Çünkü kimse bu insanların neden bu hale geldiğini, ekonomik modelin ne kadar kötü olduğunu sorgulamaz. Açlık deyince Orhan Veli’nin şiiri aklımıza gelmeli: “Bu düzen böyle mi gidecek / Pireler filleri yutacak / Yedi nüfuslu haneye /Üç buçuk tayın yetecek.” Sözleri yerli yerinde kullanan ve ettiği sözlerde yaşamını bulan, mücadele eden nice insanımız vardır çevremizde. Bunları meyhanelerde, ev sohbetlerinde söyler ve birbirimizi etkileriz. Bu elbet güzeldir ama bunu yaşam felsefemiz yapmak da asli görevimiz olmalıdır. Bir söz var ve kimin söylediğini bilemiyorum; “İnsan gelişimi trene benzer. Kendini aşan insan garından, haddini aşan ise rayından çıkmış demektir.” Tren gibi gelişmeli ve bize layık görülen, tıkıldığımız gardan çıkmalıyız ki anlamlı olsun yaşamımız. Tıkıldığımız gardan çıkamaz isek bizi şişiren ve sahte umutlarla besleyen; televizyonlarda, gazetelerde yaşamı ile uyuşmayan ama sistemi yaşatan haddini aşanların sahte sözcüklerine kanarız. Martin Luther King’in; “Beni kötülerin zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor.” Sözünde olduğu gibi büyük sessizleri oynarız garımızda. Oysa ”Dürüstlük denilen şey, pahalı bir mülktür. Ucuz insanlarda bulunmaz.” der Balzac. Biliyoruz ki; kötüler, zulüm edenler dürüst olmadı hiçbir zaman. Onlar egemenlik kurdukları için ucuzluklarına en pahalı fiyatı biçerken bu pahalı mülke sahip olan bizler, varlığımızın değerini bile bilmeyiz. Konfucius; “Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsın” diyor. Sözcüklere güç veren de; namuslu insanların, yaşamı ile örnek olanların bu sözcükleri söylemesidir. Yanlış veya doğru düşünebiliriz yeter ki kendi düşüncemiz olsun. Kendi düşüncemizi savunabilir ve tartışabiliriz bizim gibi düşünmeyen ile. Başkalarının düşüncelerinden yararlanarak kendi düşüncelerimizi oluşturduğumuz gerçeği elbet herkesçe kabul edilecektir. Başkalarının düşüncelerini aynı almak başka şeydir, kendi beynimizde yorumlayıp, yoğurup kendimize ait etmek başka şeydir. Bilgisayar çıktığından beri moda olan deyimle; “kopyala yapıştır” düşünceler egemen oldu çoğumuzda. Oysa düşünce oluşturmak zor bir iştir. Kitap, dergi, gazete, bildiri okumak; tartışma izlemek ve tartışmalara katılmak, bunu yapmak için örgütlenmek ve sokaklarda yürümek gibi hayatı her anlamı ile yaşamakla edinilir. Bunları yapmadığımızda siyasilerin demokrasi, özgürlük, eşitlik söylemlerine kendimizi kaptırır ve sürükleniriz uçurumun kenarına. Biz uçurumun kenarına yuvarlanırken bizi yuvarlayanların da gelirleri yükselir. Bu yükselmeyi engelleyecek olan çalışanlar, açlığa giden yolun yolcuları ona bizler, yani büyük çoğunluk örgütlenmeyi unuturuz. Gün gelir 60 dolayında sendika sayısının 10’lara düşmesine bakarız safça. Ülkede çalışan 20 milyon insanın 10 milyonunun kayıtlı olmasına ve bunların onda birinden bile azının sendikalı olmasına anlam veremeyiz. Bizim anlam veremediğimizi ilgili bakan ise adeta sevinerek, ağzı kulaklarında açıklar televizyonlarda. Sözcükler yerli yerinde olsa; halkının geleceğini düşünen çağdaş ve gerçekten demokrat iktidar olsa; sendikalaşmanın, örgütlenmenin gerilemesinden üzülür ve önünü açar yönetimler. Sözcüklerimize sahip çıkmadığımızda; kendimize, geleceğimize de sahip çıkamayız. Sözcükleri güçlü kılmak da bizlerin ellerindedir. Anlamlı sözcükleri alıp anlamını yitirip bize sunanları ise elimizin tersiyle itebilmeli, onlara kulağımızı tıkayabilmeliyiz her zaman. Kim bilir belki o zaman Edirneli de, Türkiyeli de, Dünyalı da rahat nefes alacak ve sözcüklerin gücü ile doğal olan yaşama kavuşacağız. İşte o zaman “Kurtlar Vadisi”nde yaşananlara hayran olmayıp kendi vadimiz olan “kuzular vadisi” ni tanıyacağız ve vadimizdeki kurtları yok edeceğiz.
YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi