UNUTTUĞUMUZDA DUVAR YIKILMAZ
Ziya Gökerküçük
18-01-2012 10:54
Bazı olaylar vardır ki simge olmuştur. Faili meçhul cinayetlerin de bazıları simgedir. O kişiler anıldığında tümüne çağrışım yapılmaktadır aslında. 17 Ocak 2012 günü verilen Hrant Dink kararı bu gibi olayların yani faili meçhul olayların daha süreceğine delil sayılabilir. Herkes biliyor artık ki Hrant Dink’in katlinde tüm olaylarda olduğu gibi tetikçiler basit suçlulardır. Asıl suçlular arkasındaki örgütlü yapıdır. Ama ben utanarak yazıyorum ki bu cinayette örgüt yokmuş. Oysa birkaç yoksul çocuğun simit çalmasını, parasız eğitim isteyen iki genci, füze kalkanına karşı çıkan gençleri, yazılarıyla düşüncesini açıklayan gazetecileri örgüt suçlaması ile mapuslara tıkan adalet mekanizması her şeyin ayan beyan olduğu bu tür cinayetlerde örgütü bulamıyor. Siyasi iktidara göre düne kadar her şeyin suçlusu olan Ergenekonculardı, darbecilerdi. Elbette doğrular var bu tezin içinde. On yıldır iktidarda olan ve yargı dâhil her şeyi belirleyebilen, genelkurmay başkanlarını yargılayabilen iktidardan daha büyük güç var mı bugün? Siyasi iktidar dün beğenmediği ve karşısında mağdurları oynadığı “devlet” olmuştur artık. O halde her şeyin sorumlusudur. Hem de Hrant Dink cinayeti kendi zamanlarında olmuş, aileye “sonuna kadar” gideceğiz sözü verilmiştir. Uğur Mumcu’nun ailesine bu sözün verildiğini duymadık ama “bu tuğlayı çekersem duvar yıkılır” diyenleri duyduk. Gördük ki dünün mağdurları, eleştirdikleri duvarın tuğlaları oluverdiler. Duvar olunca kendileri tuğlaları korudular, yeni tuğlalarla duvarı daha da sağlamladılar. Hrant Dinki cinayetinde olduğu gibi tetikçileri koruyanları vali yaptılar, müsteşar yaptılar, üst makamları vererek duvarlarını güçlendirdiler. Ve tüm bunlar herkesin gözü önünde oluvermekte. Sessizlik ise egemenliğini sürdürmekte ama unutmak yok. Ben unutmadım ve hangi siyasi yapıda olursa olsun büyük çoğunluğu da öyle biliyorum. Çünkü bu toprakların insanından vicdan eksilmez. Durur, dinler, görür, sessizliğini korur, düşünür, sorgular ve ağırdan da olsa gerçek mağdur ile yalancıyı ayırır. Gerçek mağdurları anar, saygı ile korur ve sonraki kuşaklara aktarır. Osmanlı’da da böyleydi, Cumhuriyette de böyledir, bu günde böyle. Bugün 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarının ve onların askeri cunta ile hayata geçmesini isteyenlerin yaptığı 12 Eylül 1980 darbesinin acısını çekmekteyiz, tohumlarında büyüyenlerin iktidarını yaşamaktayız. Ve lanetle anıyoruz hepsini. Ve bir başka 24 Ocak günü öldürülen Uğur Mumcu’yu ise saygıyla anıyoruz. Düne kadar mağdur olan ve bundan prim toplayarak iktidar olanlar, on yıldan sonra artık “devlet” olmuşlar ve her türlü kötülüğün de, iyiliğin de sorumlusudurlar. Bu nedenle ağlamalarına, sızlanmalarına, yargıyı, askeri, muhalefeti suçlamalarına kimse kanmaz. Bu yaşananları unutmak ise yenilerinin gelmesini sağlamaktır. Bugünkü siyasi iktidarı başa getiren zihniyet; beğenmediğimiz tüm geçmiş sorunlarının çözümünü sağlayacağı idi. Ama artık bu iktidara oy verenlerin de ortaklaştığı şudur ki; siyasi iktidar artık her şeydir ve başarısızdır. Yalan ve kandırmacıların sonu görünmüştür. Sözlerden gerçeğe dönemeyen iktidar toplumu din anlayışında birleştirmeyi değil her konuda ayrıştırmayı başarmıştır. Hrant Dink olayı; Dink’in kimliği ve öldürülüş biçimi ile uluslararası bir boyutta olduğundan gündeme bomba etkisi yapmıştır ve simgelerden birisidir. Bu nedenle siyasi iktidarın adında olan “adalet” kelimesinin de simgesidir. Görülmüştür ki iktidarın adaleti yoktur. Bizlere düşen vakur sessizliğimizden ayrılmanın yollarını bulup yeni Uğurları, Tütengilleri, Denizleri, Hrantları yaşatarak kucaklamak ve çoğalmaktır. Hrant Dink kararına Uğur Mumcu’nun kızı Özge; “Bugün, Hrant Dink'i öldürenlere inat, yazılarını okuyun...” ve Özgür Mumcu; “Örgüt yok, devlet var” diye tepki gösterdi. Bu tepkiler bizleri sardığında, ölümlerde değil sağlıklarda sokağa döküldüğümüzde her şey değişiverecektir. Unuttuğumuzda ve sustuğumuzda ise bu düzen böyle devam eder, duvarlar yıkılmaz. Uğur Mumcu’nun deyişiyle “bu düzen böyle gitsin diyedir” her şey. Bizler unuttuğumuzda ve sustuğumuzda sadece tuğlalar değişir. Oysa yıkılan duvarlardır toplumu mutluluğa giden yolları açan… ………………………………………
YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
Hasat Şenliği yapıldı
Alternatif ürünlere yöneldiler
Atasına koştu
“Söndüğüne emin olmadan ayrılmayın”
Bugün ‘Demokrasi ve Milli Birlik Günü’
Gaytancıoğlu: “Açığı Kanola ile kapatabiliriz”
Ördekli Göle Sazan yavruları bırakıldı
Yeni vergiler ve borçlanmalar yolda!
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi