AŞKIN GÖZYAŞLARI
Emrah AKYÜZ
26-10-2011 12:53
Geçmiş yılların hiç silemediği, unutturamadığı , o tertemiz masum aşkları, o eski Türk sinemasının yanık sevdalarının tadı, gerçek sevgilerin değerini bugünkü aşklar ne kadar koruyor dersiniz? Aşk sizce önce nerede başlar diye bir soru ile karşılaşsanız ne cevap verirdiniz? Hepimize göre bu sorunun farklı cevapları olabilir. Fakat ilk görüşte dedikleri aşklar bence doğruluğunu halâ koruyor. Aşk masalınızın en kuvvetli gerçeği gözlerdir. Gözler yalan söylemez diye üzerine şarkılar, şiirler, ağıtlar, türküler yazılmıştır ozanlarımız sayesinde. Gözlerdeki ilk bakış, ilk enerji ve beyine giden mesaj aşkın en kuvvetli gözle görülür halidir. Ne saklanabilir, ne de unutulabilir çünkü. O duygu ve o anın verdiği düşünceler sayesinde olağanüstü diyebileceğim bir ruh haline bürünürsünüz. Bazen bir hayalden öte geçemez fakat, her haliyle duygu dünyanızda esiri olmuşsunuzdur. İstemeseniz de kalbinizin vuruşlarının sesi, içinizdeki ince sızı sizi bağlar alır götürür hiç düşünmediğiniz kadar derinlere. Hani hep anlatır ya dillere düşen aşklar, sevdalar, filmlerde ağlatır ya kişileri, işte aslında hep ulaşılmaz aşklar aslında bize izlettirir kendini. Aslında hiç yoktur bu aşklar gerçekte fakat varmış gibi duygularınıza hitap eder, bir bağ kurarsınız kendi içinizde izlediklerinizle. Geçmiş tarihimize bakarsanız, Sultan Süleyman’ ın Mihrimah Sultana duyduğu aşkın saflığını, duruluğunu ve içten saygı dolu bir sevginin gönüllere düşen o aşkla nasıl mimari değeri çok yüksek olan tarihi eserler bıraktığını görürsünüz. Aşk elele tutuşmak, diz dize oturmak, her anını birlikte geçirmek değildir. Aşk acı çekmekten, özlemekten, hasretlikten, saflıktan doğar. Kalp gözünde taşıdığı önemsediği gerçek derin sevdalardan gelir. Kalbin dili yoktur derler fakat, bir şekilde bir esere, bir yazıya, bir şiire, bir ömre yansır kendini bir şekilde ifade eder. Aşkın tek gerçeği duygudur. Duygusuz insan yoktur ama sevgiyi tanımayan, yaşamayan, kör bir insan vardır çoğu zaman. Aşk insanın kendine özelidir aynı zamanda. Hep iki kişilik arar olur insanlar oysa tek kişilik aşklara ne demelidir? Sadece dilde olan “canım, cicim,sevgilim, aşkım, bir tanem” kelimeleriyle aşkı sınırlandırmak ta bana açıkçası hiç doğru gelmiyor. Hiçbir şey konuşmasanda, aşk düşüncedir, özlemektir,hissetmektir. Nice aşklar vardır ki harap olmuş, dillere dökülerek harcanmış, paylaştıkça, konuştukça zedelenmiş, irdelenmiş anlamını yitirmiştir bir çok kişinin zihninde. Oysa bütünüyle kabullenmektir aşk. Evrenin bir parçasıdır, yaşam kaynağınız, hayattan aldığınız tattır bir yerde. Aşkın bütün özlemleri, sevdaları, hasretleri bazen hiç tutamadığınız gözyaşlarınızda saklıdır. Yüreğiniz hisseder, kalbiniz dilinize tercüman olur fakat susmak en temiz halidir aşkın. Sadece anı yaşarsınız, hisseder ve düşünürsünüz. Oysa bakıyorum da şimdiki aşklar, eğer gerçekten aşksa eğer ne çabuk anlamını, kıymetini yitiriyor .Bugünkü evlilikler maddiyata ağırlık veren, içinde ilk zamanlarda sevgi ve aşk olduğu sanılan, ben merkezci, gösterişe düşkünlük yaratan, içinde sabır ve fedakarlığın olmadığı karmaşık bir hal almış durumda. Hadi diyelim mantık evliliği yaptınız o çok büyük sevgiyle her şeyin sahibi oldunuz belki ama bir şeyi unuttunuz . Ortak yaşam alanlarınızı birlikte paylaşmayı, keyfini sürmeyi, evli olduğunuz yıllar içinde sadık kalmayı, aynı duyguları ilk günün heyecanı gibi yaşamayı unuttunuz. Bin bir gayretle kurduğunuz evcilik oyununuzun sonunu kendimiz hazırlıyoruz. Canım cicim ayları çok çabuk geçiyor ve mutlulukla başladığınız evliliğiniz aşkı öldürüyor, gözyaşları içinde mahkeme salonlarına taşıyor. Bunlar hayatın gerçekleri ve ekonomik şartların verdiği zorluklar yüzünden bütün güzel olan şeyleri yok ediyor aslında. Biliyor musunuz ? Aşkı ağlatıyorsunuz… Oysa küçük yaşlarınızda hayalini kurduğunuz bir dünyanız vardı. Mavi dünyanızın içinde uçuşan pembe kelebekleriniz vardı yaşattığınız, gizlediğiniz. Yere göğe koyamadığınız, ayaklarınızı yerden kesen, elleriniz buz kestiği ve kalbinizin ağzınızdan çıkacak kadar heyecanlı çarpışıydı aşkın tarifi. Bugünkü aşklar ayakkabılarını değiştirdi bence uçup gitti uzak diyarlara aramızdan. Bir kuşun uçmayı ilk öğrendiği o günkü korku ve heyecan dolu hali özgürlüğü uğruna peşinden koştuğunuz aşkı aldı uçurdu ellerinizin arasından. Dışarıda başka insanların üzerinden aşkı tarif etmeye başladınız. Arar oldunuz. Neydi aradığınız aşk mıydı? Yoksa bir eğlence miydi sizin için. Can sıkıntısına alet edilen, bir anlık değişiklik olsun diye mi takıldınız hep başka duyguların peşine. Hiç boşuna koşup yorulmayın çünkü yazık olur aşkın anlamına, değerine. Kirletmeyin aşkları bırakın hep beyaz kalsın bir gelin kızın hayali gibi oynamayın temiz duygularla. Aşk bence şu an ki yerinde mutlu ve huzurlu, dokunmayın ona uzak kalsın ama ölümüne sevilsin, sevsin, aşka saygı duysun. Her anınız aşkın tılsımlı haliyle sarılıdır. Aşkınızı paylaşmayın, incitmeyin, değerini bilin ve koruyun bence. Çünkü o halinden çok memnun, bütün sevenler bilir ki, sevgiyi, aşkı çeken bilir, yaşayan bilir. O zaman kalbinizdeki aşkınızı ağlatmayın, sevgiyle aşkla kalın…
YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi