Bayram tatili
Sevgi Erol
13-09-2011 11:58
Bayram tatili Bayramlar artık bir nevi tatil haline gelince; bizde ailece yapılan ziyaretlerini bir kenara bıraktık. Artık babaanne, annane ve dedeler maalesef ki, hakkın rahmetine kavuştular. İki dedemin ortak noktaları ise; İstanbul’a geldiklerinde çalıştıkları fabrika; şimdi içinde bir üniversite olan (İstanbul Bilgi Üniversitesi) eski Eyüp silahtar ağa lastik fabrikasından emekli olmaları(biri kalıp kısmında, öbürü döküm kısmında), bayramları iki kardeşe mesela 10 TL veriyorlardı bunu iki kardeş paylaşmamızı isterlerdi. Ziyaret edecek büyük olmayınca, Şimdilerde birçok kimsenin yaptığı gibi(,kültürel yerleri, güney sahillerini görmeye giderler) biz de tatile çıkma girişimi olarak sadece İstanbul’un ilçesi olan Silivri’ye kadar gidebildik. Ancak biz gezme kısmını babamı da biraz zorlayarak bayramın son günü Kırklareli’ne bağlı iğne ada ilçesine giderek yaptık. İğne ada da sadece, deniz güzel ama beş metre gitmeden boyumu aşan su ile karşılaştım. Dört saat yol gidilecek kadar, güzel bir yer olmadığı kanısındayım. Ancak geri dönüş yolunda Dupnisa mağarası isimli yeri; yaklaşık otuz beş kilometre süren yol sonunda ulaşmayı başardık.(yol değimi yerindeyse; kıvrıla kıvrıla, bayır çıkılarak gidilebilen bir yol) Mağara içine girmeden başlayan bir soğukla karşılaşınca bir irkilme oluyor. İçeri girince hava sanıyorum sıfıra yakın (benim soğuk havada elimdeki damarlar görünmez) İçeri girerken mağara hakkında bilgi veren tabela da “içerideki havanın on derece, içerideki sütun oluşumlarının devam ettiği” anlatılıyordu. Tabelada ayrıca; mağarayı ilk bulan kişinin çoban olduğu, Kırklareli valiliği tarafından çeşitli düzenlemeler yapıldıktan sonra ziyarete açıldığı belirtiliyor. İçerisi ise, soğuk ve (gelenlerin çoğu uzun kollu, kalın eşofman takımlarını yanlarında getirmiş olduklarını fark ettim.) her yer bembeyaz bazı yerlerine merdiven ile çıkılıyor,(yarısından fazlası merdiven , yerler ıslak olduğu için dikkatli hareket etmek şart) enteresan oluşumlar (bir tanesi aynı elma ya benzeyen taş vardı.). Bazı yerler karanlık olduğu için korkmaya başlamıştım. Toplam mağara uzunluğu sekiz yüz metre mağaranın diğer ucu ormanın diğer tarafına çıkıyor. Mağaranın sulu kısmında yarasaları da görmek mümkündür. Tabi biz oranın da kıymetini bilemiyoruz Çünkü bazı kişiler mağaranın içine çöp atmış, gezilen yerden çıkılarak; karstik oluşumların içinde fotoğraf çektiriyorlar. Beyaz sütunların üstünde fotoğraf çektirenler; Bilmiyorlar ki; o durdukları yeri aydınlatmak için suyun içinden elektrik çekilmiş her an çarpılma tehlikesi olduğunu göz ardı ediyorlar. Ne yazık ki mağaranın oluşumu için geçen zaman hiçe sayılarak, insan eliyle yok edilmeye çalışıyorlar. Ayrıca, Dupnisa mağarası yolu üzerinde giderken; Yol kenarlarındaki yabani kekik kokusu, çam ağaçlarının kokusu nedeniyle, aldığın koku tarif edilemez güzellikte. Gidip görmenizi tavsiye ediyorum. ,,,,,,,,,,,,,,, On iki eylül ile ilgili olarak; Ben doğmadan beş ay evvel askeri yönetim sona ermiş ve büyük sevinç ile karşılaşılmıştır. Bir kaç ay sonra ise terör örgütü saldırmaya başlamıştır. Yani ülkemize rahat yok. Eğer olaylar yaşanmasaydı, Bu gün çok farklı alanlarda teknolojik, elektrik, elektronik, bilim alanlarında kendi yaptıklarımızı kullanıyor olurduk.
YORUMLAR
Bu habere ilk yorum yapan siz olun...
YENİ YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

YAZARIN DİĞER YAZILARI
>>> Yazarın Tüm Yazıları


ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi